PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Can Yücel'den


bahar
23-11-2007, 10:58 AM
O kadar da önemli degildir birakip gitmeler, arkalarinda doldurulmasi mümkün olmayan bosluklar birakilmasaydi eger. Dayanilmasi o kadar da zor degildir, büyük ayriliklar bile, en güzel yerde baslatilsaydi eger. Utanilacak bir sey degildir aglamak, yürekten süzülüp geliyorsa gözyasi eger Yüz kizartici bir suç degildir hirsizlik, çalinan birinin kalbiyse eger. Korkulacak bir yani yoktur asklarin, insan bütün derilerden soyunabilseydi eger. O kadar da yürek burkmazdi alisilmis bir ses, hiçbir zaman duyulmasaydi eger. Daha çabuk unuturdu belki su sizdirmayan sarilmalar, kara sevdayla sarip sarmalanmasalardi eger. Belirsizlige yelken açardi iri ela gözler zamanla, öylesine delice bakmasalardi eger. Çabuk unutulurdu islak bir öpücügün yakici tadi belki de kalp, gögüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eger. Yerini baska seyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin, son sigara yudum yudum paylasilmasaydi eger. Düslere bile kar yagmazdi hiçbir zaman, meydan savaslarinda korkular, aski agir yaralamasaydi eger. Su gibi akip geçerdi hiç geçmeyecekmis gibi duran zaman, beklemeye degecek olan gelecekse sonunda eger. Rengi bile solardi düslerdeki saçlarin zamanla, tanimsiz kokulari yastiklara yapisip kalmasaydi eger. O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamini yitirirdi, yasanilasi her sey yasanmis olsaydi eger. O kadar da çekilmez olmazdi yalnizliklar, son umut isigi da sönmemis olsaydi eger. Bu kadar da isitmazdi belki de bahar günesleri, her kaybedisin ardindan hayat yeniden baslamasaydi eger. Kahvaltidan da önce sigaraya sarilmak sart olmazdi belki de, dev bir özlem dalgasi meydan okumasaydi eger. Anilarda kalirdi belki de zamanla ince bel, namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eger. Uykusuzluklar yikip geçmezdi, kisacik kestirmelerin ardindan, dokunulasi ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydi eger. Issiz bir yuva bile cennete dönüsebilirdi belki de, sicak bir gülüsle isitilsaydi eger. Yoksul düsmezdi yillanmis sarap tadindaki siirler böylesine, kulagina okunacak biri olsaydi eger. Inanmak mümkün olmazdi her askin bagrinda bir ayrilik gizlendigine belki de, kartvizitinde 'onca ayriligin birinci dereceden failidir' denmeseydi eger. Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar, ihanetinden onlar da payini almasaydi eger. Issizliga teslim olmazdi sahiller, Kendi belirsiz sahillerinde amaçsiz gezintilerle avunmaya kalkmamis olsaydin eger. Sen gittikten sonra yalniz kalacagim. Yalniz kalmaktan korkmuyorum da, ya canim ellerini tutmak isterse... Evet Sevgili, Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim uzanmak isterdi ince parmaklarina, mazilerinde görkemli bir yasanmisliga taniklik etmis olmasalardi eger..

Can Yücel

gül-72
23-11-2007, 02:46 PM
çok güzel baharım....emeğine sağlık....çok severim can yüceli...sağol...

bahar
23-11-2007, 03:12 PM
teşekkür ederim gülcüm..

turnur
24-11-2007, 11:17 AM
Gözlerim doldu.

Canına değer Can Yücel...Rahmet yağsın toprak olduğun çiçekler üstüne.
O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamini yitirirdi, yasanilasi her sey yasanmis olsaydi eger.

Sağol Bahar.

bahar
29-11-2007, 02:51 PM
EĞER
O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
ya canım ellerini tutmak isterse...

Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!

CAN YÜCEL